Atatürk Köşesi
ATATÜRK’ÜN KÜTAHYA’YA GELİŞLERİ :
1. Atatürk, 6 Ağustos 1920′de Pozantı Kongresi’nden dönerken Kütahya’yı ziyaret etmiş, Milli Alayı denetleyerek Hükümet Konağında bir süre dinlenmiş, Kütahyalı aydınlarla görüşmüştür. Kütahya’dan ayrılırken Mutasarrıf Sait Beye bir takdirname vermiştir.
“Kütahya Mutasarrıfı Sait Beyefendiye;
Büyük Millet Meclisinin selam ve saygılarını muhterem halkımıza, kahraman orduya ve hamiyetkar memurlarına tebliğ etmek üzere Kütahya’yı ziyaret eden heyetimiz, gördüğü övünülecek güven verici büyük tezahüratlarından dolayı sevinçlidir.
Vatanperver Kütahya ahalisinin maddi ve manevi gayretleri ile kısa zamanda hazırlanarak teçhizatla donatılan askerlerimizin dini, milli, vatani, mücahedede başarımızı temin edeceklerinden eminiz.
Zatıâliniz, Müdafa-i Hukuk Heyeti ve Kütahya halkının övünç vesilesi himmetlerinden dolayı hissettiğimiz şükranı, Büyük Millet Meclisi adına beyanla arz-ı veda eder, bu duygularımızın aynen bütün ahaliye tebliğ buyrulmasını rica ederiz.“
6 Ağustos 1920
Büyük Millet Meclisi Reisi
M.Kemal
2. 30-31 Ağustos 1922′de, Başkumandan Meydan Muharebesini idare için Zafertepe-Çalköy ve Dumlupınar’a gelmişlerdir.
3. 24 Mart 1923′te eşi Latife Hanımla birlikte gelmişler, Kütahya Lisesi’nde düzenlenen toplantıya katılarak öğretmenlerle sohbet etmişlerdir. Atatürk’ün o gün Kütahya Lisesi’nde yaptığı konuşma aşağıda verilmiştir.
ATATÜRK’ÜN ÖĞRETMENLERE HİTABI
“Muallime Hanımlar ve Muallim Efendiler,
Bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.
Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.
Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya-bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.
Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi gerçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkâr edemeyiz.
Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.
Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.
Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.“
24 Mart 1923-KÜTAHYA Lisesi
4. 30 Ağustos 1924′te Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtının temel atma törenine katılmak üzere Çalköy’e gelmişlerdir. Bu törende Atatürk:
“Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son parçası olan 30 Ağustos Zaferi Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur, ama Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil dünya tarihine yeni bir adım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbellidir ki yeni Türk Devleti’nin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır. Türk Ulusu burada kazandığı zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor.” diyerek yeni Türk Devleti’nin temelinin burada sağlamlaştırıldığını belirtmiştir.
5. 23-24 Ocak 1933′te Kütahya’da bir gün konakladığı bu ziyaretinde – Atatürk, kiremit ve çini fabrikasını, Valilik, Belediye ve bazı okulları gezmiş, Kütahya Halkevi’nde bir toplantıya katılmışlardır.
6. 21 Haziran 1934′te Alayunt Tren İstasyonu’nda İran Şah Rıza Pehlevi ile bir süre dinlenerek İzmir’e geçmişlerdir.
Sayfa: 1 2